CENNET KOMŞUSU ZÜBEYR
SELİM
GÜRBÜZER
Zübeyr Müslüman olunca amcası tarafından
takibe alınır. Hatta günlerden bir gün namaz kılarken onu yaka paça odaya da
hapsediverir. Öyle ki hapsedildiği
odanın önüne odunlar yığıp ardından tutuşturuverir de. Derken odayı duman kapladığında
içeriden içten içe öksürük sesleri duyuluverir.
Ne diyelim, işte Cennet komşusu
olarak müjdelenen Zübeyr olmak bu ya, dumanlar arasında da olsa o an Allah Resulü
(s.a.v)’in şu sözlerini hatırlayıverir:
“Üç
şey vardır ki, o kimde bulunursa hakiki manada imanın tadını tatmış demektir. O
üç şey:
- Herhangi bir insanı Allah için sevmek,
-Allah ve O’nun elçisini herkesten çok
sevimli bulmak.
-Tekrar küfür hayatına dönmekten ateşe
atılırcasına korku ve nefret duymak (küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve
tehlikeli görmek).”
İşte
bu hadis-i şerifte geçen ifadede “Ateşe
atılma pahasına da olsa küfre dönmeme..’’ cümlesi Zübeyr'in ruhunda daha da
bir fırtınalar estirip böylece maruz
kaldığı zulme karşı daha da bir direnmesini beraberinde getirir. Ancak baktılar ki içerden öksürüklerin ardı
arkası kesilmeyip hatta boğulma tehlikesi baş gösterecek gibi gözüküyor, hemen içeriye dalınaraktan yüzüne su serpiştirilip
“bu kadarcık da ders sana yeter” denilerekten odadan yaka paça çıkarıvermek
zorunda kalırlar. İlginçtir Zübeyr baygın
halde ayıldığı esnada ağzından çıkan ilk cümle ifadesi şu olur: Küfre
dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek
-Bu kutsi yolda can vermek şu cansız taşa
tapmaktan daha evladır.
Tabii amcası bu metanet ve kararlı duruş karşısında
son kez yüzüne şamar atıp;
-Anlaşılan
sen uslanmayacaksın, o zaman ne halin
varsa gör deyip onu öylece kendi haline bırakıp salıverir.
Evet, bu kutsu yol çile ile harmanlanıp,
sahibini cömert yapar da. Nitekim Zübeyr
(r.anh) zengin ve son derece cömert sahabeydi. Öyle ki, kölesinden aldığı haracı
evine harcamayıp sadaka vermeyi tercih ederdi hep. Bu nedenledir ki kendisi cennetle
müjdelenen Aşere-i Mübeşşere (on sahabe)
arasına girmekle şereflenmiştir. O aynı zamanda, müşrikler tarafından Resul-i
Ekrem (s.a.v)’in Mekke’de esir edildiğini işitir işitmez, acaba işin aslı
astarı var mı yok mu diye hiç düşünmeye gerek duymaksızın hemen kılıcını kuşanıp
tek başına sokağa fırlayıveren can yürek sahabedir de. Ve onu bu halde gören
Allah Resulü (s.a.v) tebessümle:
-Ey Zübeyr! Bu ne hal, bu ne telaştır?
Tabii Zübeyr (r.a) durum vaziyeti anlatınca, Allah Resulü onu şu
sözlerle över:
-Her
gazada benimle beraber ve canı ile siper, her Nebinin bir veziri, yardımcısı
dostu vardır, benimki de Zübeyir’dir. Zübeyr benim amcamın oğludur,
ümmetimdendir ve yardımcımdır. Cennette benim komşumdur. Safiye'nin oğlunu
öldürene cehennem ateşini müjdeleyin.
Malumunuz Hz. Zübeyir (r.a), Halife Hz. Ömer (r.a)’ın Ahır ömrünün son
demlerinde vasiyetin gereği olarak halife seçiminde görevlendirilen seçkin şura
üyelerindendir. Halife Hz. Osman’ın
vefatının sonrasın da ise Hz. Ali (k.v)’e beyat etmenin akabinde Talha ile
birlikte huzura çıkıp Hz. Osman’ın katillerinin derhal cezalandırılmasını
isteyenlerden biridir de. Ancak Hz. Ali
(k.v), bu hususta sular durulmadan bu işe kalkışmanın bir takım sıkıntıları
beraberinde getireceği yönünde bir tavır ortaya koyması üzerine Cemel vakasında
Hz. Aişe annemizin safında yer almışlardır. Neyse ki savaş meydanında Hz. Ali
(k.v) kendisine birtakım telkinlerde
bulununca cenk etmekten vazgeçip vadiye doğru yol alır. İşte bu noktada Resulullah
(s.a.v)’in hakkında yıllar öncesinden bildirdiği o an gelmişti ki, Vadi Üs Siba
denilen yerde konaklayıp namaz kıldığı esnada Hz. Ali (k.v) cenahından İbn-i Cermuz’un kılıcıyla başı gövdesinden
ayrılıp komşu olarak müjdelendiği Cennet-i alâ’ya bir kuş misali kanatlanıverir.
Evet, Zübeyr (r.a) müjdelendiği Cennet-i
alâ’ya bir kuş misali kanatlanıverirken karşı taraf ise zafer elde etmiş
edasıyla Zübeyr’in kesik başıyla Hz. Ali (k.v)’in huzuruna çıktıklarında
hevesleri kursaklarında kalacaktır. Öyle
ki, Hz. Ali (k.v) bir zamanlar bizatihi
Allah Resulünün mübarek dilinden işittiği o meşhur hadis-i şerifi naklederek
onların yüzüne karşı gereken dersi şöyle vermiş olur:
-Her
kim ki, Safiye’nin oğlunu öldürene cehennem ateşini müjdelerim.
İşte bu noktada kelimenin tam anlamıyla
İbni Cermuz’un zafer edasıyla sunduğu kesik baş sevinci cehennem azabına dönüşüvermiş
olur.
Hâsılı
kelam; hadis-i şerif tüm berraklığıyla ayan
beyan ortada, bu hususta daha başka ne
diyebiliriz ki. Hem hakkında illa bir şeyler söylemek gerekiyorsa da bize ancak
“Resulullah (s.a.v)’in müjdelediği cennet komşuluğu için mübarek olsun demek
düşer.
Vesselam.
https://www.enpolitik.com/kose-yazilari/cennet-komsusu-zubeyr--8254




