ZORAKİ EVLİLİK VE ZEYD
SELİM GÜRBÜZER
Zeyd (r.a), Peygamberimiz (s.a.v)’in
evlatlığı idi. Herkes gibi onunda evlenmeye hakkı vardı elbet. Günlerden bir gün Zeyd (r.a):
-Ya Habibullah! Zeyneb b. Cahş’la
evlenmek istiyorum, bana dünür olur musun?
Resul-i Ekrem (s.a.v) cevaben:
-Ey Zeyd! Dünür olurum olmasına ama halamın
kızı Zeyneb’in huyu suyu malum, sert mizaçlıdır, aynı zamanda kendisi asil bir
soydandır. En iyisi mi gel sen bu isteğinden vazgeç der.
Tabii Zeyd ısrarında devam edince,
Allah Resulü (s.a.v) onu kırmayıp Zeyneb annemize bu teklifi iletince olumlu
karşılamaz. Habib-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)
her şeye rağmen yine de bir başka zamanda teklif götürmekten
vazgeçmeyecektir. İşte o an geldiğinde daha Zeyneb annemizin olumsuz cevap vermesine
fırsat kalmadan bu hususta ayet-i celile şöyle nazil olur:
-Allah
ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman mümin bir erkekle mümin bir kadın için kendi
işlerinde serbestlik yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse muhakkak ki
açık bir sapıklığa düşmüş olur. (Ahzab,
36)
İşte
bu noktadan sonra Yüce Allah’ın beyan buyurduğu ayeti celile üzerine hiçbir söz
söylenmeyeceğine göre Zeyneb annemizin itiraz etme şansı ortadan kalkıp nikâh
kıyılır da.
Aslında
böylesi bir evliliğe dışardan zahiren bakıldığında eşlerden biri köle, diğeri ise
soylu bir ailenin kızının bir araya gelmesine dayalı evlilik gibi
gözüküyordu. Oysa böylesi bir evliliğin
arka planında yatan asıl sır perdesi daha sonra açıklığa kavuşacaktır. Nitekim Zeyd
evliliğinin üzerinden çok bir zaman dilimi geçmeden Allah Resulünün kapısını bu
kez aile içerisinde baş gösteren huzursuzluğun neticesinde çalmış olacaktır.
Allah Resulü bunun üzerine;
-Ey Zeyd! Ben sana dememiş miydim bu evlilikten
vazgeç diye, şimdi ise gelmiş bana dert yanıyorsun.
Zeyd (r.a):
-Ya Rasulullah! İnanın artık dayanacak takatim kalmadı,
boşamak istiyorum deyince,
Resulullah (s.a.v) cevaben:
-O nasıl söz, eşine sahip ol ve Allah’tan
kork der.
Zeyd (r.a) bu ikaz karşısında umutsuz bir şekilde
huzurdan ayrılmak zorunda kalır. Neyse ki o huzurdan ayrıldıktan bir süre
sonra Cibril Emin aracılığıyla Allah’ın Habibine atfen yürümesi zor olan bu
evliliğin boşanmayla noktalanacağını ve Zeyneb’in kendisine nikâhlanacağı
müjdelenir.
Zeyd (r.a) ise vahy olunan bu duyurudan
habersiz bir şekilde tekrardan Allah Resulünün kapısını çaldığında her zamanki
gibi yine dert yanacaktır.
Resul-i Ekrem (s.a.v) bunun üzerine:
-Ey
Zeyd! Halen boşamakta kararlı mısın sorusunu
yöneltir.
Zeyd (r.a) cevaben:
-Evet
der.
Resul-i Ekrem (s.a.v) en nihayetinde nazil olan vahiy üzerine hükmünü
şöyle verir:
-Ey
Zeyd! Cibril Emin zaten Zeyneb’i bana nikâhlanacağını bildirdi, boşayabilirsin
artık.
Derken boşanmanın üzerinden üç ay
geçmişti ki, Zeyneb annemiz bir gün karşısında yine Zeyd’i görünce şu
mukabelede bulunur:
-Hayırdır, yine ne var?
Zeyd (r.a) ise cevaben:
-Allah Resulü (s.a.v) seninle evlenmek istiyor der.
Zeyneb annemiz bu hususta:
Madem öyle, beni bir süre kendimle baş
başa bırakırsanız iyi olur. Zira Rabbimin bu hususta kesin emrini bekleyeceğim
der.
Hakeza Allah Resulü (s.a.v)’de Zeyd’in
getirdiği bu haber üzerine beklemeyi uygun görür.
Hani atalarımız nikâhta keramet vardır
demişler ya, aynen öyle de günlerden bir
gün Allah Resulü (s.a.v), Ayşe annemizin
odasında iken konu ile ilgili vahy şu şekilde nüzul olur:
-Hani
Allah’ın kendisine lütufta bulunduğu, senin de nimet verdiğin kişiye sen; ‘Hanımına sahip ol ve Allah’tan kork’
diyordun da Allah’ın ortaya çıkaracağı şeyi kalbinde saklı tutuyordun.
İnsanların dedikodu yapmasından çekiniyordun. Zeyd o kadından alakasını kesip
de boşayınca biz onu sana zevce yaptık. Ta ki oğulların boşadıkları kadınları
almakta Müminler üzerine bir vebal ve günah olmadığı bilinsin. Allah'ın farz
kıldığı bir işi yapmasında Peygamberin üzerine hiç vebal olamaz (Ahzab 37-39).
Efendimiz (s.a.v) nüzul olan bu ayet-i
celileri Ayşe annemize okur okumaz oracıktan ayrılıp Zeyneb annemizin evine
varır. Ve odaya girdiğinde Zeyneb annemiz bir anda panikleyip;
-Ya Resulullah! Bilmem farkında mısınız,
şuan nikâhımız olmadan odama girmiş durumdasın?
Resul-i Ekrem (s.a.v) bunun üzerine
cevaben şöyle der:
-Ey Zeynep! Biliniz ki nikâhımız Yüce
makamlarda (Allah tarafından) çoktan kıyıldı bile.
İşte bu beyanının ardından bir kez de
Zeyneb annemizin yüzüne karşı nüzul olan ayeti celile-i doğrudan okuyup herkesi
akşam yemeğine davet eder. Böylece yücelerden karar kılınan bu evlilikle
birlikte Zeyd’le olan zoraki zoraki evlilik sona erip asıl murad edilen nikâh
amacına erişmiş olur. Öyle ki Peygamber
hanımlarının ara sıra kendi aralarında tartışma olduğunda Zeyneb annemiz:
-Sizleri
velileriniz nikâh etti, benim nikâhımı ise Rabbim kıydı deyip ince bir gönderme
yapmaktan kendini alamaz da.
Evet, Allah Resulüyle yapılan bu
evlilik aynı zamanda cahiliye döneminin katı uygulamalarına son verildiğinin ilanı
olması bakımdan da çok önem arz eden bir durumdur. Zira Araplarda evlat edinen
bir kişinin boşadığı hanımıyla evlenilmesi yasaktı.
Yine bir diğer aydınlanması gereken bir başka
husus vardı ki, o da Peygamberimiz (s.a.v)’in hanesine girileceği zaman nasıl
adap üzere olunması gerektiği hususudur. Nitekim bir sabah, müminler
Peygamberimiz (s.a.v)’in haneyi saadetine destursuz bir şekilde girmeye
tevessül ettiklerinde bu hususta ayetler şu şekilde nazil olur:
-Ey iman edenler, Size izin verilmedikçe Peygamberin
evlerine girip de yemeğin hazırlanmasını beklemeyin, fakat yemeğe çağrıldığında
girin; yemeğinizi yiyince de hemen dağılın, söze dalıp oturmayın. Bu
davranışınız peygamberi rahatsız ediyor ve size söylemeye çekiniyor, oysa Allah
hak olanı açıklamaktan çekinmez. Birde onun hanımlarından lüzumlu bir şey
istediğiniz vakit onu perde ardından isteyin. Bu sizin kalplerinizin de onların
kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Allah’ın Peygamberine eziyet
vermeniz caiz olmadığı gibi, kendinden sonra onun zevceleriyle evlenmenizde
ebediyen caiz değildir, bu büyük bir günahtır. Onlar için babaları, oğulları,
biraderleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi
kadınları, sağ ellerinin sahip olduğu köleler hakkında (görünmeleri için) bir vebal yoktur. (Ahzab suresi 53-55).
İşte yukarıda zikredilen ayetlerin mana
ve ruhundan da anlaşıldığı üzere hem aile mahremiyetine yönelik bir takım
hukuki kurallar hükme bağlanmış olur hem de hane-i saadete giriş çıkışlarda
nasıl adap erkân üzere olunması gerektiği hususu da aydınlığa kavuşmuş olunur.
Vesselam.
https://www.enpolitik.com/kose-yazilari/zoraki-evlilik-ve-zeyd--8245




