HAYY’DAN
HU’YA YARATILIŞ MUCİZESİ
Hücreden
Allah’a
Gençlik yıllarımdan bugüne Fen
bilimlerine merakım nihayetinde bu kitabı yazmamı da beraberinde getirdi. Öyle
ki Liseyi Tabii Bilimler bölümünden, Üniversiteyi Biyoloji bölümünde okuyor
olmamın, meslek hayatımı Hematoloji, Mikrobiyoloji, Biyokimya, Deney Hayvanları
ve Adli Tıp laboratuarlarında biyolog olarak çalışıyor olmamın, Ankara Büyük Şehir Belediyesinin Gazi
Üniversitesi işbirliği ile açılan Belteks kurslarından birçok dalda edindiğim
deneyimlerimin bu eseri ortaya koymamda çok büyük katkısı oldu diyebilirm. Eser
incelendiğinde içerik olarak Fen bilimlerine olan bakışımız materyalist ve
evrimci dogma bir bakış açısıyla değil tam aksine mutlak ilim sahibi Yüce Allah’ın
kullarına yaratılış mucizesi olarak lütfettiği
“Düşünen insanlar için nice hikmetler
vardır” düsturunca kaleme alınan bir
eser olduğu görülecektir. Aynı zamanda bu eser yıllar öncesinde bir takım internet
sitelerinde makale halinde yayınlanmış olan yazılarımın derleyip
toparlayaraktan kitap haline getirilmiş
bir eserdir. Madem yıllar öncesinde yayınlanan makaleleri kitap haline getirmiş
hali bir eserdir bu, o halde bakalım gençlik yıllarımdan bugüne dek Fen
bilimlerine olan merakımı ve tutku heyacanımı nasıl dile getirmişim hep birlikte bir görmüş olalım.
Gayret
bizden, Tevfik Allah’tandır elbet.
Selim Gürbüzer
İÇİNDEKİLER
Sayfa No
1. BÖLÜM:
CANSIZ SANDIĞIMZ CEMADAT ÂLEMİ
Büyük Patlama ve
Diriliş………………………………..
Atom Çekirdeği ………………………………..
Elementler
Dünyası……………………………
Çift Yaratılış
Mucize………………………
Biyokimya
Mucizesi…………………………………
Dünya Asla
Başıboş Değil………………………………..
Deve Kuşu
Yumurtası Ve Dünyamız………………………………..
Dağlar Dünya
Dönüşünün Şahidi……………………………
Üç Boyutun
Dışında Boyut Var mı?………………………………..
Asli Vatan Cennet Yurdu………………………………..
2. BÖLÜM: GEZEGEN ÂLEMİ
Güneşimi
Kapatmayın………………………………..
Yıldızlar Âlemi………………………………..
Gezegen Âlemi………………………………..
Akşam Sefamız Ay
Dede………………………………..
Denge
Alem……………………………………………….
3.BÖLÜM: MOLEKÜLER HÜCRE ÂLEMİ
Biyogenez Ve Abiyogenez……………………………….
Hücreden Allah’a………………………………………..
Hücre İçinde Tekne
Turu………………………………….
Hücre Bölünmesi
Varoluş Mucizesidir……………………
Kanser Hüceleri
ve Kansorojin maddeler…………..
Mikro Nizam-ı
Alem………………………………………
Vücut
Şehri………………………………………………..
Moleküler
Biyolojik Alem………………………………….
Biyomoleküler
Nizam-ı Alem………………………………
Kromozom
Dünyası…………………………………………
Kromozom
Yapılarında Nükseden Anomali oluşumler…………………………………
4. BÖLÜM: GENETİK ÂLEM
Genetik
Mucize…………………………………
Döllenme Basit
Bir Hadise mi?.............................
Anne Karnında
Vuku Bulan Dönüşümler……………………
Genetik
Mutasyonlar Ve Evrim………………………..
Mutasyonlardan
Medet Ummak………………………..
Genetik Kod
Dünyamız…………………
Popülasyon
Genetiği ve Evrim……………………………
Protein Sentezi
Ve Evrim Senaryoları…………………………
Genler
Arasındaki Mucizevi Etkileşimler…………………
Eşeye Bağlı
Kalıtım Mucizesi………………………………..
Mendel Kanunları
Ve Evrim……………………………………
5.
BÖLÜM: HÜCRENİN İDARİ AMİRİ DNA’YA BAKIŞ
Adli Tıp’ta DNA’nın
Önemi………………………………
DNA Mucizesi…………………………………………….
Ölüm Katılığı……………………………………………….
DNA İle Birlikte Hayy’dan Gelir Hu’ya
Gideriz………………
DNA’nın Şifre Kodları……………………………………….
Minaremiz DNA………………………………
RNA
Mucizesi………………………………
6.
BÖLÜM: VÜCUT SİSTEMLERİMİZ
Enzim Dünyası………………………………………
Hayat Kaynağımız Hormonal Sistem……………………….
Biyolojik Eczacılarımız…………………………………..
Göz
Aydınlık Pencerimizdir……………………………….
Kalp Sistemi Mucizesi…………………………………….
Kalp Bilgi Üreten Sistem
mi?....................................
Kan Dolaşım Sistemi
Mucizesi……………………………..
Kan Demek Can Demek……………………………………
Kan Grubu Genetiği……………………………………….
Lenf Sistemi Mucizesi……………………………………..
Doku Mucizesi…………………………………………….
Kas Sistemi Mucizesi……………………………………….
Deri Mucizesi…………………………………………
Mimari İskelet Yapımız…………………………………
Kemik Sistemi Mucizesi………………………………….
İşitme Sistemi
Mucizesi…………………………………
Solunum Mucizesi………………………………….
Ses Sistemi Mucizesi………………………………….
Beyin Dağarcığımız…………………………………….
Sinir
Sistemi Mucizesi…………………………………..
Hallüsinojenler…………………………………………….
Burun ve Koku Alma Sistemi Mucizesi…………………..
Boşaltım Sistemi Mucizesi………………………..
7.
BÖLÜM: HAYVANLAR ALEMİ
Hayvanlar Aleminden Kesitler………………………..
8. BÖLÜM:BİTKİLER ALEMİ
Her Nefes Sıhhat Oksijen Mucizesi……………………..
Bitki
Embriyosu……………………………..
Bitki Embriyosu Ve Meyve………………….
Bitki
Hayatı…………………….
Bitki Hayatı Ve
Yapraklar………………..
Bitki Hayatı ve
Fotosentez.. …………………………………
Bitki Hayatına
Yön Veren Döngüler……………….
Bitki
Ekolojisi…………………………………
9. BÖLÜM: TOPRAK ANA, SU VE ENERJİ DÜNYAMIZ
İnsan Topraktan
mı Yaratıldı? ………………………………..
Toprak Ana……………………………….
Su Ab-ı Hayattır……………………………………
DNA’ya Dirlik
Veren Su mu?……………………………………………….
Kıvrım Kıvrım
Akan Sulardadır Bereket……………………………………………
Vira Bismillah
Diyerek Maviye Gönül Verdiğimiz Deryalar…………………………
Enerji
Mucizesi………………………….
Aman Petrol Canım
Petrol …………………………………………..
Tabiatta Olan
Biteni Nasıl Okumalı?.......................................................
Isı ve İklim
Mucizesi……………………………………………
Işık Mucizesi………………………..
Ekoloji Mucizesi……………………………..
Eko Sistem……………………………………….
10. BÖLÜM: BİLİM DÜNYASI
Dünyaya Yön verenler ..………………………………………
Kaptan
Cousteau……………………………………………….
Sinema Dünyamız
Ve Kamera Teknikleri……………………….
Bir kısım bilim adamları ateizmin etkisi
altında kalarak yaratılan her varlığı tesadüfi bir eser olarak görüp iki yüzyılı
aşkındır pozitivist felsefi davası gütmekteler maalesef. Güya ellerine
tutuşturulmuş içi boş pozitivist felsefi reçetelerle insanların yaratılış mucizesine
olan inancını sarsıp inkâr noktasına getireceklerini sanıyorlar. Oysaki her
şeyden önce sınırlarına hayallerin bile yetişemeyeceği uçsuz bucaksız bir
âlemde yaşıyoruz. Dolayısıyla böylesi uçsuz bucaksız bir âlem içerisinde yaratılış
mucizesini insanların nazari dikkatinden göz ardı edilip inkâr etme noktasına nasıl
getirilebilir ki? Düşünsenize içinde konumlandığımız samanyolu galaksisi bile yüz
milyar rakamlı gibi bir sayıya tekabül ederken en az bunun iki misli kadarda galaksi
âlemin hudutları içerisinde aydınlık güneşimiz gibi iki yüz milyar rakamlı bir
sayıda yıldızlar topluluğunun varlığı söz konusudur. Şimdi gel de sınırlarına insan
hayallerinin yetişemeyeceği böylesi mükemmel varoluş ve yaratılış mucizesi
karşısında ne mümkün ki görmezden gelinip inkâr ediniversin. Bir kere her
şeyden önce insan olarak bizatihi kendi ruhi ve bedeni varlığımız küçük bir âlemdir,
hatta bu noktada insan için büyük âlem diyen âlimlerde var. Her ne kadar
pozitivist felsefi akımlara kapılan bir kısım aklı evvel bilim adamları yoktan varoluşu
inkâr etseler de bu hususta Elmalı Hamdi Yazır’ın “Ma’dûmun kendi kendine
vücuda gelmesi, zâtî yok olanın bizatihi var olması imkânsızdır” anlamında dile getirdiği; olmayan bir şey kendiliğinden var olamayacağı
gibi hiçbir şeyde kendi kendine ademden vücut (yokluktan varlığa) bulamaz gerçeğini değiştiremeyecektir.
Evet, dile getirilen bu ifadede yokluk
ademi temsil eden bir kavram olarak anlam kazanırken, varlıkta vücudu temsil eden
bir kavram olarak anlam kazanmakta. Dolayısıyla Sezai Karakoç’un “Yoktan da vardan da öte bir vardır, Ne
yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır” şiirinde yerini bulan ilahi mucizenin
üzerine söz söyleme cüretinde bulunmaya yeltenen bir takım pozitivist, felsefi ve
materyalist akımların ileri sürdükleri afaki hipotezler bilimsel çalışmalara asla
kaynak teşkil edecek tezler olmayacaktır. Baksanıza adamlar yüzlerine
taktıkları ‘Pozitivist Bilim’ maskesi
altında sinsice önümüze koydukları yaratılışı inkâr eden içi boş suni
reçetelerle insanları ruh köklerinden uzaklaştırıp maddenin kölesi yapma peşindelerdir.
Her ne kadar etiketleri ve rozetleri cüsselerinden büyük bu tip sözde bilim
adamlarının ikide bir ruh köklerimizle oynamaları canımızı sıksa da yine de oturup
başımıza karalar bağlamak yerine asıl bu noktada bize düşen onların kirli
emellerini boşa çıkartacak kendi varoluş kaynağımız yaratılış mucizesi
tezlerimizi ortaya koymak olmalıdır. Hem kaldı ki bilimsel çalışmalara dayanak
teşkil edecek tezler ortaya koyalım ki; bizden sonraki kuşaklar içi boş teorik suni
hipotezlere kurban edilmesin. Hele ki
günümüzde adından sıkça sözü edilen uzay ve fen bilimleriyle iştigal eden
teknofest gençlik adına bunu yapmaya mecburuz da. Zira böylesi teknolojik
donanıma haiz gençliğe ne pozitivist bir akım ne evrimci bir akım ne de
materyalist bir akım rehber olabilir. Şu iyi bilinmelidir ki; insanın ete
kemiğe bürünmesinden hareketle onu sırf maddi varlık olarak görmek evrimcilerin
tamda arzuladıkları hayvan mertebesine indirgeyici akla ziyan bir bakış
açısıdır. Bu yüzden bizim bakış açımızda yer alan Yüce Allah’ın yarattığı her
varlıkta tecelli eden mucize-i rabbaniyeler doğrudan bizim için yaratılış
mucizesine olan inancımızı pekiştirmeye yettiği gibi inancımız gereği Âdem
(a.s)’den bugüne insanı hep “Allah’ın mukaddes emaneti Eşref-i
mahlûkat bir varlık” olarak görmemize
de yetmiştir. Evrimciler gibi biz asla
ve kat’a insanı maymun gören bir mahlûkat
olarak görmedik görmeyiz de
Unutmayalım ki insanı hayvan mertebesine ve maddi bir varlığa indirgeyen Darwinizm, Pozitivizm, Materyalizm ve Ateizm taraftarı akımlar Fen bilgisi derslerinde Yaratılış mucizesinden bahsedilmesinin bilime aykırı olduğundan dem vurmaktalar habire. Oysaki bilimin uğraşı alanı olan cemadat, nebatat, hayvanat ve insanat kendi içinde başlı başına birer laboratuvar âlemler olup, bu söz konusu laboratuvar âlemlerinden neye elimizi atsak her bir fiil failine, eser ustasına, sanat sanatkârına nisbetle Yüce Allah’ın Yaratılış mucizesine işaret etmekte. İşte Fen bilgisi derslerine bu yönden bakıldığında Yaratılış mucizesi dediğimizde bilimle hiçbir şekilde tezat teşkil etmeyip tam aksine Allah’ın ilim sıfatının tecellisi bir bilim dalı olduğu görülecektir. Bu nedenledir ki Fen bilgisi derslerinde işlenen her bir konunun Allah’ın yaratılış mucizesine ayna teşkil etmesi hasebiyle Hayy’dan Hu’ya Allah demekten kendimizi alamayız da. Düşünsenize 30 yıl öncesinde kendisi ateist olup ancak 56 yaşına geldiğinde insan DNA’sının şifrelerini çözüp bilim dünyasına adını yazdıran Dr. Francis Collins’in “Laboratuvarda çalışırken Allah’ın varlığını hissettim” haykırışıyla ateizmden yaratılış mucizesi çizgisine gelmesi Allah’ın ilim sıfatının bilim üzerinde tecellisinden maksadımızın ne olduğu noktasında meramımızı açıklık getirmeye yetmiştir. Her ne kadar yaratılış mucizesinin ilk anlarına şahit olmasak da ilk insanın topraktan vücuda geldiğini, kâinatta her var oluşun tesadüfi oluşuma geçit vermeyecek şekilde yaradılış gayesine uygun olarak yaratıldığını biliyor olmamız ve Yüce Allah’ın sıfatlarının yarattıkları üzerinde tecelli ettiğini görüyor olmamız bizim için iman etmemize kâfi sebeptir zaten. Zira Yüce Allah (c.c) “Onları, ilk defa yaratıp inşa eden diriltecektir. O (Allah ki) her türlü yaratmayı hakkıyla bilendir” (Yasin, 79) ayeti celilesi mucibince tıpkı yeryüzü sathını yağmurlarla diriltip envaı türlü bitkilerle Hayy kıldığı (diri, canlı tutup) gibi ilk insanı da topraktan yaratıp ruh üfleyerek hayy kılmıştır. Madem öyle, bize bu noktada Yüce Yaradan’a hamdü senâ eyleyip yaradılış gayemize uygun Hu nefesimizle zikir eyleyerekten anmak düşer.
Bu eser benim Lisede Tabii Bilimler sınıfında Fen bilimleri alanında yetişmemde büyük pay sahibi olan rahmetli Biyoloji Hocam Erol Kılıç, hakeza üniversitede yetişmemde pay sahibi Prof Dr. Kemal Solak, Prof. Dr. Mustafa Kuru, Prof. Dr. Adem Tatlı, Prof. Dr. İsmet Hasnekoğlu, Prof. Dr. Zekeriya Altuner Hocalarımın aziz hatıralarına ithaf olunur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder