11 Mayıs 2026 Pazartesi

İLK ŞEHİTLER VE AMMAR AİLESİ


 

     İLK ŞEHİTLER VE AMMAR AİLESİ

       SELİM GÜRBÜZER

      Ammar ailesi deyince işkencenin en acımasız boyutu ve aynı zamanda ilk şehadete erme hadisesi akla gelir. Nitekim aşağıda isimlerini zikredeceğimiz:   

      Baba; Yasir.

      Anne; Sümeyye.

       Oğul; Ammar olarak adından söz ettiren bu aileye Muğire Oğulları tarafından işkencenin her türlüsünün en zor olanı uygulanıp bu işkence gösterisine bizatihi Ebu Cehil de iştirak eder.

       Nasıl mı?

       Bir yandan Sümeyye’yi birbirinden ters istikamete konuşlandırılmış iki devenin arasına bağlanıp gerdirilme işkencesine tabii tutulurken diğer yandan hemen yanı başında kocası Yasir’de kırbaçlanma işkencesine tabii tutulur. Derken o sırada Resulullah (s.a.v) işkenceye maruz kalanların yanlarından geçtiğinde göz göze gelip onlara şöyle seslenir:  

        -Ey Yasir ailesi sabredin. Size cennet vaad edilmiştir.

       Yasir ailesinin son günüydü;  inleyişler, yalvarışlar, feryatlar gök kubbeyi inletiyordu adeta. Develerin çekilmesini işaret eden Ebu Cehil, mızrağı Sümeyye’nin göğsüne saplamasıyla birlikte ruhunu teslim etmesi bir olur. Böylece şehitlik mertebesine nail olan ilk isim olur. Derken Sümeyye, bir kelebek misali Cennet-i alâ’ya uçuverir.  

       Evet, ilk şehit ve ötelere ilk yürüyüş işte bu kutlu şehadet şerbetiyle mana âleminde anlam kazanıp akabinde gözlerinin önünde şehadet şerbeti içip can verdiğini gören Yasir’de şehitlik kervanına katılır. Dolayısıyla ikinci şehit içinde “ne mutlu kutlu yolda şehadete erenlere” demek düşer bize.  Zira onlar şehitlik badesini kana kana içiverdiklerinde her ikisi de en Yüce makam tarafından sevilip cennetle müjdelendiler bile.

         Peki ya Ammar?  Malumunuz Ammar bin Yasir’de önce annesini, sonra babasının can verirken izlerken bir yandan da kendisine yapılan işkenceye karşı direnmeye çalışıyordu.  Öyle ki Ammar’a yapılan işkenceler hız kesmeden devam ederken önce kafasını suya soktuklarında birinci ve ikinci daldırışlarda Kelime-i Tevhidi zikretmekten geri durmadı durmasına ama üçüncü daldırışta başı suya sokulduğunda bu kez dayanamayacak gücünün kalmadığını derinden hisseder hale gelir. Nihayetinde artık takatinin tükendiği noktada müşriklerin beklediği cevabı o an söyler de:

         -O peygamber değildir diye.

        İşte bu cevap karşısında Ebu Cehil’in gözlerinde zafer şimşeği çakmış edasıyla;

        - Ha! Şöyle ol, baban ve annen gibi pisipisine ölmekten kurtuldun der.

        Fakat müşrikler Ammar’ın dilinden dökülen ikrarını yeterli bulmamış olsalar gerek ki o’na “Lat ve Uzza putu hakkında hoşnut olacakları sözleri de söylettirebilmişlerdir.

         Ammar bütün bu olup bitenlerden sonra Habib-i Ekrem (s.a.v)’in büyük bir mahcubiyet içerisinde huzuruna vardığında şöyle der:

       -Ya Resulullah! Bana zorla söylettiler, şimdi benim halim nice olur?

        Resul-i-Ekrem (s.a.v):

        -Ya Ammar!  Takatinin dayanamayacak noktada iken, dilinden sarf ettiğin o sözleri ikrar ederken kalbinin durumu nasıldı?

         Ammar ağlayarak şu cevabı verir:

         -Ya Resululah! Kalbim her an şeksiz şüphesiz seninleydi.         

         Server-i Kâinat Efendimiz (s.a.v) bunun üzerine şöyle der:

         -Şayet sana tekrar baskı yaparlarsa, hatta zorlarlarsa istediklerini söyleyebilirsin.

         İşte bu söz Ammar’a derin bir nefes aldırıp gönlünün rahatlamasına yeter artar da. Çünkü imanını kaybettiğinin endişesini taşıyordu. Derken bu kez gözlerine sevinç yaşları bürür ve o anda bu konu ile ilgi vahiy mealen şöyle nüzul olur:

       -Her kim iman etmesinden sonra yeniden küfür hayatına dönerek Allah’ın dinini inkâr edecek olursa -tabii ki bundan maksat, kalbi imanla dopdolu olduğu halde,  zor altında diliyle inkâr etmiş görünenler değildir.  Fakat imanın coşkusunu tatmış olmasına rağmen gönlünü yeniden inkâra açıp da, İslam dışı herhangi bir inanç veya herhangi bir batıl akımı bilerek ve isteyerek tasdikleyen kimselerdir -İşte Allah’ın kahredici gazabı onların üzerindedir ve onlar için korkunç bir azab vardır!  (Nahl:106–109).

         Böylece, nüzul olan bu ayetler ışığında bundan böyle hiç kimse Ammar dininden döndü ifadesini söyleme cesaretini kendinde bulamayacaktır.

         Velhasıl-ı kelam;  Bu yol çile üzerine kuruludur. Zaten  “İslam garip geldi, garip gidecek…” mealindeki hadis hükmü Ammar ailesinin yaşadıklarını doğrular nitelikteydi.

          Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazilari/ilk-sehitler-ve-ammar-ailesi-8193

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder