İLK ŞEHİTLER VE AMMAR AİLESİ
SELİM GÜRBÜZER
Ammar ailesi deyince işkencenin en
acımasız boyutu ve aynı zamanda ilk şehadete erme hadisesi akla gelir. Nitekim
aşağıda isimlerini zikredeceğimiz:
Baba; Yasir.
Anne; Sümeyye.
Oğul; Ammar olarak adından söz ettiren bu aileye Muğire Oğulları tarafından işkencenin her türlüsünün en
zor olanı uygulanıp bu işkence gösterisine bizatihi Ebu Cehil de iştirak eder.
Nasıl mı?
Bir yandan Sümeyye’yi birbirinden ters
istikamete konuşlandırılmış iki devenin arasına bağlanıp gerdirilme işkencesine
tabii tutulurken diğer yandan hemen yanı başında kocası Yasir’de kırbaçlanma işkencesine
tabii tutulur. Derken o sırada Resulullah (s.a.v) işkenceye maruz kalanların
yanlarından geçtiğinde göz göze gelip onlara şöyle seslenir:
-Ey Yasir ailesi sabredin. Size cennet vaad edilmiştir.
Yasir ailesinin son günüydü; inleyişler, yalvarışlar, feryatlar gök
kubbeyi inletiyordu adeta. Develerin çekilmesini işaret eden Ebu Cehil, mızrağı
Sümeyye’nin göğsüne saplamasıyla birlikte ruhunu teslim etmesi bir olur. Böylece
şehitlik mertebesine nail olan ilk isim olur. Derken Sümeyye, bir kelebek
misali Cennet-i alâ’ya uçuverir.
Evet, ilk şehit ve ötelere ilk yürüyüş
işte bu kutlu şehadet şerbetiyle mana âleminde anlam kazanıp akabinde gözlerinin
önünde şehadet şerbeti içip can verdiğini gören Yasir’de şehitlik kervanına
katılır. Dolayısıyla ikinci şehit içinde “ne mutlu kutlu yolda şehadete
erenlere” demek düşer bize. Zira onlar
şehitlik badesini kana kana içiverdiklerinde her ikisi de en Yüce makam
tarafından sevilip cennetle müjdelendiler bile.
Peki ya Ammar?
Malumunuz Ammar bin Yasir’de önce annesini, sonra babasının can verirken
izlerken bir yandan da kendisine yapılan işkenceye karşı direnmeye çalışıyordu.
Öyle ki Ammar’a yapılan işkenceler hız
kesmeden devam ederken önce kafasını suya soktuklarında birinci ve ikinci
daldırışlarda Kelime-i Tevhidi zikretmekten geri durmadı durmasına ama üçüncü
daldırışta başı suya sokulduğunda bu kez dayanamayacak gücünün kalmadığını derinden
hisseder hale gelir. Nihayetinde artık takatinin tükendiği noktada müşriklerin
beklediği cevabı o an söyler de:
-O
peygamber değildir diye.
İşte bu cevap karşısında Ebu Cehil’in
gözlerinde zafer şimşeği çakmış edasıyla;
- Ha! Şöyle ol, baban ve annen gibi
pisipisine ölmekten kurtuldun der.
Fakat müşrikler Ammar’ın dilinden
dökülen ikrarını yeterli bulmamış olsalar gerek ki o’na “Lat ve Uzza” putu hakkında hoşnut olacakları sözleri de
söylettirebilmişlerdir.
Ammar bütün bu olup bitenlerden sonra
Habib-i Ekrem (s.a.v)’in büyük bir mahcubiyet içerisinde huzuruna vardığında
şöyle der:
-Ya Resulullah! Bana zorla söylettiler,
şimdi benim halim nice olur?
Resul-i-Ekrem (s.a.v):
-Ya Ammar! Takatinin dayanamayacak noktada iken, dilinden
sarf ettiğin o sözleri ikrar ederken kalbinin durumu nasıldı?
Ammar ağlayarak şu cevabı verir:
-Ya Resululah! Kalbim her an şeksiz
şüphesiz seninleydi.
Server-i Kâinat Efendimiz (s.a.v)
bunun üzerine şöyle der:
-Şayet sana tekrar baskı yaparlarsa, hatta zorlarlarsa istediklerini
söyleyebilirsin.
İşte bu söz Ammar’a derin bir nefes aldırıp
gönlünün rahatlamasına yeter artar da. Çünkü imanını kaybettiğinin endişesini
taşıyordu. Derken bu kez gözlerine sevinç yaşları bürür ve o anda bu konu ile
ilgi vahiy mealen şöyle nüzul olur:
-Her
kim iman etmesinden sonra yeniden küfür
hayatına dönerek Allah’ın dinini inkâr edecek olursa -tabii ki bundan maksat,
kalbi imanla dopdolu olduğu halde, zor
altında diliyle inkâr etmiş görünenler değildir. Fakat imanın coşkusunu tatmış olmasına rağmen gönlünü yeniden inkâra açıp da, İslam dışı herhangi bir inanç veya herhangi bir batıl akımı bilerek ve
isteyerek tasdikleyen kimselerdir -İşte Allah’ın kahredici gazabı onların
üzerindedir ve onlar için korkunç bir azab vardır! (Nahl:106–109).
Böylece, nüzul olan bu ayetler ışığında bundan
böyle hiç kimse Ammar dininden döndü ifadesini söyleme cesaretini kendinde
bulamayacaktır.
Velhasıl-ı kelam; Bu yol çile üzerine kuruludur. Zaten “İslam garip geldi, garip gidecek…” mealindeki
hadis hükmü Ammar ailesinin yaşadıklarını doğrular nitelikteydi.
Vesselam.
https://www.enpolitik.com/kose-yazilari/ilk-sehitler-ve-ammar-ailesi-8193
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder