20 Haziran 2026 Cumartesi

CENNET KOMŞUSU ZÜBEYR


 

CENNET KOMŞUSU ZÜBEYR       

       SELİM GÜRBÜZER

       Zübeyr Müslüman olunca amcası tarafından takibe alınır. Hatta günlerden bir gün namaz kılarken onu yaka paça odaya da hapsediverir.  Öyle ki hapsedildiği odanın önüne odunlar yığıp ardından tutuşturuverir de. Derken odayı duman kapladığında içeriden içten içe öksürük sesleri duyuluverir.  Ne diyelim,  işte Cennet komşusu olarak müjdelenen Zübeyr olmak bu ya,  dumanlar arasında da olsa o an Allah Resulü (s.a.v)’in şu sözlerini hatırlayıverir:

       Üç şey vardır ki, o kimde bulunursa hakiki manada imanın tadını tatmış demektir. O üç şey:

      - Herhangi bir insanı Allah için sevmek,

      -Allah ve O’nun elçisini herkesten çok sevimli bulmak.

      -Tekrar küfür hayatına dönmekten ateşe atılırcasına korku ve nefret duymak (küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek).”

      İşte  bu  hadis-i şerifte  geçen  ifadede “Ateşe atılma pahasına da olsa küfre dönmeme..’’ cümlesi Zübeyr'in ruhunda  daha da   bir fırtınalar estirip  böylece maruz kaldığı zulme karşı  daha da bir  direnmesini beraberinde getirir.  Ancak baktılar ki içerden öksürüklerin ardı arkası kesilmeyip hatta boğulma tehlikesi baş gösterecek gibi gözüküyor,  hemen içeriye dalınaraktan yüzüne su serpiştirilip “bu kadarcık da ders sana yeter” denilerekten odadan yaka paça çıkarıvermek zorunda kalırlar.  İlginçtir Zübeyr baygın halde ayıldığı esnada ağzından çıkan ilk cümle ifadesi şu olur: Küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek

     -Bu kutsi yolda can vermek şu cansız taşa tapmaktan daha evladır.

    Tabii amcası bu metanet ve kararlı duruş karşısında son kez yüzüne şamar atıp;

      -Anlaşılan sen uslanmayacaksın,  o zaman ne halin varsa gör deyip onu öylece kendi haline bırakıp salıverir.

       Evet, bu kutsu yol çile ile harmanlanıp, sahibini cömert yapar da.  Nitekim Zübeyr (r.anh) zengin ve son derece cömert sahabeydi. Öyle ki, kölesinden aldığı haracı evine harcamayıp sadaka vermeyi tercih ederdi hep. Bu nedenledir ki kendisi cennetle müjdelenen Aşere-i Mübeşşere (on sahabe) arasına girmekle şereflenmiştir. O aynı zamanda, müşrikler tarafından Resul-i Ekrem (s.a.v)’in Mekke’de esir edildiğini işitir işitmez, acaba işin aslı astarı var mı yok mu diye hiç düşünmeye gerek duymaksızın hemen kılıcını kuşanıp tek başına sokağa fırlayıveren can yürek sahabedir de. Ve onu bu halde gören Allah Resulü  (s.a.v) tebessümle:

      -Ey Zübeyr! Bu ne hal,  bu ne telaştır?

      Tabii Zübeyr (r.a)  durum vaziyeti anlatınca, Allah Resulü onu şu sözlerle över:

      -Her gazada benimle beraber ve canı ile siper, her Nebinin bir veziri, yardımcısı dostu vardır, benimki de Zübeyir’dir. Zübeyr benim amcamın oğludur, ümmetimdendir ve yardımcımdır. Cennette benim komşumdur. Safiye'nin oğlunu öldürene cehennem ateşini müjdeleyin.

      Malumunuz Hz. Zübeyir (r.a),  Halife Hz. Ömer (r.a)’ın Ahır ömrünün son demlerinde vasiyetin gereği olarak halife seçiminde görevlendirilen seçkin şura üyelerindendir.  Halife Hz. Osman’ın vefatının sonrasın da ise Hz. Ali (k.v)’e beyat etmenin akabinde Talha ile birlikte huzura çıkıp Hz. Osman’ın katillerinin derhal cezalandırılmasını isteyenlerden biridir de.  Ancak Hz. Ali (k.v), bu hususta sular durulmadan bu işe kalkışmanın bir takım sıkıntıları beraberinde getireceği yönünde bir tavır ortaya koyması üzerine Cemel vakasında Hz. Aişe annemizin safında yer almışlardır. Neyse ki savaş meydanında Hz. Ali (k.v)  kendisine birtakım telkinlerde bulununca cenk etmekten vazgeçip vadiye doğru yol alır. İşte bu noktada Resulullah (s.a.v)’in hakkında yıllar öncesinden bildirdiği o an gelmişti ki, Vadi Üs Siba denilen yerde konaklayıp namaz kıldığı esnada Hz. Ali (k.v)  cenahından İbn-i Cermuz’un kılıcıyla başı gövdesinden ayrılıp komşu olarak müjdelendiği Cennet-i alâ’ya bir kuş misali kanatlanıverir.

        Evet, Zübeyr (r.a) müjdelendiği Cennet-i alâ’ya bir kuş misali kanatlanıverirken karşı taraf ise zafer elde etmiş edasıyla Zübeyr’in kesik başıyla Hz. Ali (k.v)’in huzuruna çıktıklarında hevesleri kursaklarında kalacaktır.  Öyle ki,  Hz. Ali (k.v) bir zamanlar bizatihi Allah Resulünün mübarek dilinden işittiği o meşhur hadis-i şerifi naklederek onların yüzüne karşı gereken dersi şöyle vermiş olur: 

      -Her kim ki, Safiye’nin oğlunu öldürene cehennem ateşini müjdelerim.

      İşte bu noktada kelimenin tam anlamıyla İbni Cermuz’un zafer edasıyla sunduğu kesik baş sevinci cehennem azabına dönüşüvermiş olur.

      Hâsılı kelam;  hadis-i şerif tüm berraklığıyla ayan beyan ortada,  bu hususta daha başka ne diyebiliriz ki. Hem hakkında illa bir şeyler söylemek gerekiyorsa da bize ancak “Resulullah (s.a.v)’in müjdelediği cennet komşuluğu için mübarek olsun demek düşer.

         Vesselam.     

https://www.enpolitik.com/kose-yazilari/cennet-komsusu-zubeyr--8254

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder