6 Haziran 2026 Cumartesi

EVLATLIK ZEYD


 

EVLATLIK ZEYD

     SELİM GÜRBÜZER

     Kelb kabilesinden Harise’nin oğludur Zeyd.

     Babasının çok sevdiği bu can evlat, yedi yaşlarında iken annesi ile birlikte Tayy kabilesine misafirliğe giderler. İşte Zeyd için ne oluyorsa gittiği bu misafirlik kendisi açısından bir başka hayata adım atmanın başlangıcı olur da. Hem nasıl bir başka başlangıç olmasın ki, düşünsenize misafir olduğu Tayy kabilesinden kendine oyun oynayacak arkadaşlar bulup o beldede her şey yolunda giderken,  bir şafak vakti uyanıp baskına uğradıklarında gürültü patırtı içerisinde o an bir yabancı adamın elleri arasında bulur kendini. Heybelere yerleştirilen çocuklar artık köle pazarındadır. Ve çokta sevimli olduğu gözlerden kaçmayan bu çocuğa ilkin Hakim b. Hizam talip olup böylece köle pazarından Mekke yoluna koyulur.  Derken uzun bir yolculuğun ardından satın aldığı köle çocuklarla birlikte Hatice annemizin huzuruna çıktığında çocuklar arasında Zeyd’de vardır.

       Zeyd, Hatice annemizle göz göze geldiğinde kendi hayal dünyasında; “Mademki baba ocağına dönüşüm yok gibi gözüküyor, umarım şu güler yüzlü hanım beni seçer” düşünceleri zihninde canlanıverir o an. İşte zihnini kurcalayan bu düşünceler eşliğinde bir umut ışığıyla kendisine talip olmasını beklerken, bir anda Hatice annemizin;

      -Bu çocuğu alıyorum demesiyle birlikte Zeyd’i kendinden alıp kendine getirmesine ziyadesiyle yeter artar da.  

 Hakim b. Hizam bunun üzerine Hatice annemizin isteğini kırmayıp:

       -Bu çocuk sana hediyem olsun deyip o sırada hava kararmaya başlamıştı ki onları uğurlayıverir de.  

        Zeyd,   Peygamberimiz (s.a.v) ile buluştuğunda kendi ruh ikliminde anlam veremediği tuhaf bir değişim iklimi yaşar.  Hatta Habib-i Ekrem (s.a.v) şefkatle başını okşayıp bağrına bastığında Hatice annemize şöyle der:

        -Bu çocuğu bana hediye eder misin?

        Hatice annemiz gönül hoşnutluğu içerisinde hiç tereddütsüz cevaben:

         -Zeyd her haliyle sana aittir der.

         Allah Resulü (s.a.v)  bunun üzerine Zeyd’e dönüp:

         -Şu andan itibaren köleliğin bitmiştir. Artık hürsün, bundan böyle benim evladım sayılırsın deyip onu bir kez daha bağrına basar.

         Tabii, Nübüvvet ocağında tüm bunlar yaşanırken,  Baba Harise ise günlerce evladından ayrı kalmanın acı hüznü ile yanıp tutuşuyordu.  Öyle ki onu bu halde görenler, onun hakkında  Gözü yaşlı Harise” demekten kendini alamayacaklardır. Derken evladından ayrı kalmanın hüznüyle günler günleri, aylar ayları kovaladığı hac mevsimi gelip çatmıştı ki;  bu yılki hac kafilesinde yer alan Kelb kabilesinden de Hacca gidenler Zeyd’i orada gördüklerinde biranda heyecana kapılıp:

         -İşte Zeyd, İşte Zeyd,  diye sesleniverirler.  

         Hemen yanına varıp ona babasının hüzün halini anlatırlar.         

         Zeyd bunun üzerine şu karşılığı verir:

         -Babama gidin deyin ki, beni hiç merak etmesin, inanın burada endişeye mahal herhangi bir durum yoktur. Çünkü bana baba şefkati gösteren El Emin Muhammed’in evindeyim.

         Tabii onlar da Hac dönüşü gözü yaşlı Harise’ye oğlunu gördüklerinin müjdesini verip ardından evladının söylediklerini bir bir aktarırlar da. Böylece baba heyecanla hasretle yanıp tutuştuğu oğlu için Mekke yoluna koyulur. Nihayet baba oğul uzun bir ayrılığın ardından buluşuverirler. Allah Resulü bu arada baba oğul kucaklaşmasının ardından şöyle der:

       -Ey Zeyd! İşte baban, işte biz.

       Zeyd cevaben:

       -Benim yerim Senin yanındır deyip tercihini Hane-i saadetten yana kullanır.

        Haris’e her ne kadar oğlunun bu sözlerinden ötürü hayal kırıklığı yaşasa da oğlu çoktan kararını ortaya koymuştu bile.

        Derken bundan böyle Zeyd  “Harise oğlu Zeyd” ismiyle değil,  tam aksine Muhammed’in manevi evladı anlamında “Evlatlık Zeyd” ismiyle uzun yıllar anılma şerefine nail olur hep.

        Evet, El Emin’in evinde evlatlık olarak hizmet eden Zeyd, gün gelir Allah Resulüne peygamberlik geldiğinde hiç tereddüt etmeden iman eden üçüncü sahabe halkasında yerini alır da.   

      Ne diyelim, bize bu noktada ancak  “Ne mutlu O’na evlat olma şerefine nail olana” demek düşer.

      Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazilari/evlatlik-zeyd-8219

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder