ZATÜ’S SELASİL GAZVESİ VE AMR
SELİM GÜRBÜZER
Resulullah (s.a.v), Beliyy kabilesini
İslam’a davet etmek için Amr’ı vazifelendirir.
Ancak olur ya, şayet İslam’ı kabul etmezlerse üzerlerine gidip gaza eylemesini
emir buyurur da. Derken 300 yüz kişilik birlik hareket edip savaş alanına
yaklaştıkça karşı tarafın sayıca fazla olması Amr’ı kara kara içten düşündüren
bir durum oluşturur. Öyle ki bu derin düşünceler
eşliğinde Resulullah (s.a.v)’e takviye kuvveti göndermesi için haber salar. Böylece 220 kişilik takviye kuvveti namaz vaktine
ramak kala orduya katıldıklarında aralarında Hz. Ebu Bekir Sıddık (r.a) ve Hz. Ömer (r.a) gibi önde gelen simalarda
vardır. Hatta bu önde gelen isimler namaz için ön safta imamete geçer gibi
olduklarının hissine kapılan Amr (r.a), derhal duruma müdahale edip:
-Takdir edersiniz ki sizler sadece burada
bana yardımcı kuvvet olmak için varsınız, dolayısıyla benim ordunun başında olmam hasebiyle
iznim dışında herhangi biriniz kendi başınıza hareket etmenizi doğru bulmam
deyip namazı kendisi kıldırıverir. Bu arada akşam vakti hava kararmaya yüz tuttuğunda
ise gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farklılığının oluşturduğu soğukluk
kafileyi tir tir titrettiği gözlenir. İster istemez bu durumda ateş yakma ihtiyacı
hâsıl olur. Hiç kuşkusuz bunun için Amr’ın “ateş yak” talimatı vermesi gerekiyordu ki ancak bu hususta
beklentilerin tam aksine ordugâha şu talimatı verir:
-Sakın ola ki ateş yakmayasınız, şayet
içinizden biri ateş yakmaya kalkışırsa şunu iyi bilsin ki hiç gözünün yaşına
bakmaz ateşin içine atarım.
O arada
Hz. Ömer (r.a)’ın sarf edilen bu sözler üzerine celallenip yakasına yapışmakta
olduğunu sezen Hz. Ebu Bekir Sıddık (r.a), hemen yerinde yaptığı müdahaleyle sinirlerin
gerildiği ortam bir anda yatıştırılmış olur.
Sabah vakti olup yürüyüş emri verildiğinde
ise bu kez yolda küçük çapta diyebileceğimiz topluluklarla karşı karşıya
gelinir. Neyse ki bu küçük çapta topluluklarla karşılaşmaların sadece birinde çıkan
kavgada tek bir Müslüman’ın yaralanması dışında pek kayda değer bir kayıp
yaşanmayacaktır. Hatta Amr (r.anh) küçük çaplı çıkan bir kavgada kaçanların
arkasından kovalama ihtiyacı bile duymaz. Derken oralarda birkaç gün sefer vaziyetinde
oyalandıktan sonra en nihayetinde ordusuna dönüş emri verip bu sayede yolculuk
süresince artık geceleri ateş yakma yasağı kalkmış olur. Bu arada Amr (r.a) geceleyin
emri altındaki ordusuyla birlikte istirahate çekilip uykuya daldığında sabaha doğru
kendisinin ihtilam olduğunu fark ediverir. Fakat hava çok soğuk ve kuru ayazdı,
suyla yıkansa hasta olabileceğini düşündü o an. Derken suyla ön ve arka
kısımlarını yıkamakla yetinip gusül yerine teyemmümle ordusuna namaz kıldırmayı
yeğler.
Amr
(r.a); Medine'ye vardığında ilk iş Nebiyyi Ekrem Efendimiz (s.a.v)’in huzuruna çıkıp
Zatü’s Selasil Gazvesinin öncesi ve sonrası olan biten her ne yaşandıysa hepsini
bir bir anlatmak olur. Ancak Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) olan
biteni yorum yapmaksızın dinlemekle yetinip kendisine sadece şu sualleri yöneltir:
-Ey Amr! Yolculuk esnasında soğuk gecede neden
ateş yaktırmadın ki?
-Ya Resulullah! Şayet ateş yaktırsaydım düşman
bizim geldiğimizin farkına varabilirdi, dolayısıyla sabahı bekleyip hücum vaziyeti
almayı tercih ettim.
Resulullah (s.a.v) aldığı bu cevap karşısında bu kez kendisine şu
suali tevdi eder:
-Peki, cünüpken neden gusletmedin de
teyemmümle namaz kıldırmış oldun?
Amr b. As (r.a) cevaben şöyle der:
-Ya Resulullah! Hava çok soğuktu,
yıkandığım takdirde hastalanıp hayatımı tehlikeye sokabilirdim. Hem kaldı ki, Yüce
Mevla’mız Kur’an’da “…Ve kendi nefislerinizi de öldürmeyiniz. Şüphesiz
Allah size çok merhametlidir” diye beyan buyurmakta (Nisa, 29). İşte bu ayetin
hükmüne dayanaraktan namazı kıldırmış oldum.
Derken Allah Resulü (s.a.v), Amr’ın verdiği bu
cevaplar karşısında şöyle yapsaydın daha iyi olurdu tarzında en ufak telkinde
bile bulunmaz. İşte bu demektir ki, Allah Resulünün sükût etmesi ya da en ufak telkinde
bulunmaması tasdik manasına gelir. Bu yüzden atalarımız da “sükût ikrardan
gelir” diye kelam etmişlerdir.
Velhasıl-ı kelam; ileride Mısır Fatihi olarak
tarihin sayfalarına adını yazdıracak olan Amr b. As (r.anh), daha şimdiden Zatü’s
Selasil Gazvesinin muzaffer komutanı olarak tarihe not düşmüş olur da.
Vesselam.
https://www.enpolitik.com/kose-yazilari/zatus-selasil-gazvesi-ve-amr-8264

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder