30 Haziran 2026 Salı

ZATÜ’S SELASİL GAZVESİ VE AMR


 

                            ZATÜ’S SELASİL GAZVESİ VE AMR

        SELİM GÜRBÜZER

        Resulullah (s.a.v), Beliyy kabilesini İslam’a davet etmek için Amr’ı vazifelendirir.  Ancak olur ya, şayet İslam’ı kabul etmezlerse üzerlerine gidip gaza eylemesini emir buyurur da. Derken 300 yüz kişilik birlik hareket edip savaş alanına yaklaştıkça karşı tarafın sayıca fazla olması Amr’ı kara kara içten düşündüren bir durum oluşturur.  Öyle ki bu derin düşünceler eşliğinde Resulullah (s.a.v)’e takviye kuvveti göndermesi için haber salar.  Böylece 220 kişilik takviye kuvveti namaz vaktine ramak kala orduya katıldıklarında aralarında Hz. Ebu Bekir Sıddık  (r.a) ve Hz. Ömer (r.a) gibi önde gelen simalarda vardır. Hatta bu önde gelen isimler namaz için ön safta imamete geçer gibi olduklarının hissine kapılan Amr (r.a), derhal duruma müdahale edip: 

      -Takdir edersiniz ki sizler sadece burada bana yardımcı kuvvet olmak için varsınız,  dolayısıyla benim ordunun başında olmam hasebiyle iznim dışında herhangi biriniz kendi başınıza hareket etmenizi doğru bulmam deyip namazı kendisi kıldırıverir. Bu arada akşam vakti hava kararmaya yüz tuttuğunda ise gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farklılığının oluşturduğu soğukluk kafileyi tir tir titrettiği gözlenir.  İster istemez bu durumda ateş yakma ihtiyacı hâsıl olur. Hiç kuşkusuz bunun için Amr’ın “ateş yak” talimatı vermesi gerekiyordu ki ancak bu hususta beklentilerin tam aksine ordugâha şu talimatı verir:  

      -Sakın ola ki ateş yakmayasınız, şayet içinizden biri ateş yakmaya kalkışırsa şunu iyi bilsin ki hiç gözünün yaşına bakmaz ateşin içine atarım.

      O arada Hz. Ömer (r.a)’ın sarf edilen bu sözler üzerine celallenip yakasına yapışmakta olduğunu sezen Hz. Ebu Bekir Sıddık  (r.a), hemen yerinde yaptığı müdahaleyle sinirlerin gerildiği ortam bir anda yatıştırılmış olur.     

       Sabah vakti olup yürüyüş emri verildiğinde ise bu kez yolda küçük çapta diyebileceğimiz topluluklarla karşı karşıya gelinir. Neyse ki bu küçük çapta topluluklarla karşılaşmaların sadece birinde çıkan kavgada tek bir Müslüman’ın yaralanması dışında pek kayda değer bir kayıp yaşanmayacaktır. Hatta Amr (r.anh) küçük çaplı çıkan bir kavgada kaçanların arkasından kovalama ihtiyacı bile duymaz.  Derken oralarda birkaç gün sefer vaziyetinde oyalandıktan sonra en nihayetinde ordusuna dönüş emri verip bu sayede yolculuk süresince artık geceleri ateş yakma yasağı kalkmış olur. Bu arada Amr (r.a) geceleyin emri altındaki ordusuyla birlikte istirahate çekilip uykuya daldığında sabaha doğru kendisinin ihtilam olduğunu fark ediverir. Fakat hava çok soğuk ve kuru ayazdı, suyla yıkansa hasta olabileceğini düşündü o an. Derken suyla ön ve arka kısımlarını yıkamakla yetinip gusül yerine teyemmümle ordusuna namaz kıldırmayı yeğler.  

       Amr (r.a); Medine'ye vardığında ilk iş Nebiyyi Ekrem Efendimiz (s.a.v)’in huzuruna çıkıp Zatü’s Selasil Gazvesinin öncesi ve sonrası olan biten her ne yaşandıysa hepsini bir bir anlatmak olur. Ancak Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)   olan biteni yorum yapmaksızın dinlemekle yetinip kendisine sadece şu sualleri yöneltir:

     -Ey Amr! Yolculuk esnasında soğuk gecede neden ateş yaktırmadın ki?

     -Ya Resulullah! Şayet ateş yaktırsaydım düşman bizim geldiğimizin farkına varabilirdi, dolayısıyla sabahı bekleyip hücum vaziyeti almayı tercih ettim.

     Resulullah (s.a.v)  aldığı bu cevap karşısında bu kez kendisine şu suali tevdi eder:

    -Peki, cünüpken neden gusletmedin de teyemmümle namaz kıldırmış oldun?

    Amr b. As (r.a)  cevaben şöyle der:

     -Ya Resulullah! Hava çok soğuktu, yıkandığım takdirde hastalanıp hayatımı tehlikeye sokabilirdim. Hem kaldı ki, Yüce Mevla’mız Kur’an’da “…Ve kendi nefislerinizi de öldürmeyiniz. Şüphesiz Allah size çok merhametlidir” diye beyan buyurmakta (Nisa, 29).  İşte bu ayetin hükmüne dayanaraktan namazı kıldırmış oldum.

       Derken Allah Resulü (s.a.v), Amr’ın verdiği bu cevaplar karşısında şöyle yapsaydın daha iyi olurdu tarzında en ufak telkinde bile bulunmaz. İşte bu demektir ki, Allah Resulünün sükût etmesi ya da en ufak telkinde bulunmaması tasdik manasına gelir. Bu yüzden atalarımız da  sükût ikrardan gelir  diye kelam etmişlerdir.  

     Velhasıl-ı kelam; ileride Mısır Fatihi olarak tarihin sayfalarına adını yazdıracak olan Amr b. As (r.anh), daha şimdiden Zatü’s Selasil Gazvesinin muzaffer komutanı olarak tarihe not düşmüş olur da.  

       Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazilari/zatus-selasil-gazvesi-ve-amr-8264

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder