ABDEST DEYİP GEÇMEYİN
SELİM GÜRBÜZER
Daha dün ana rahminde 43 mm boyunda 6 ila
65 günlük arası bir cenin iken içi sıvıyla kaplı amniyon kesesi havuzu
içerisinde ters dönmüş vaziyette yüzüp adeta temizlik kurslarına tabii
tutulduğumuzu bilmem hiç düşündük mü? Düşünsek de düşünmesek de sonuçta anne
karnındayken içerisinde yüzdüğümüz amniyon sıvısı ne ilginçtir ki kendi
ceninimizin vücut salgılarından imal ettiği idrarından başkası değildir. Ve bu
sıvı öyle yüzmeye elverişli olacak bir şekilde imal edilmiş ki önemine binaen
her üç saatte bir tazelenir de. Üstelik elverişlilikte iklime bağlı ısınma
şartlarının optimalliği gözetilip uygun olan hangi ısı derecesi ise o şartın
gereği yerine getirilir bile. Nitekim söz konusu en uygun şartların sağlanması
sayesinde hamile bir kadın karda tipi de dışarıya çıkmış olsa ya da tam tersi
yazın Adana'nın o bunaltıcı sıcağında tarla tumpta kırda çayır bayır dolaşsa da
karnında taşıdığı bebek hiçbir ısı değişikliğinde etkilenmeyecek şekilde amniyon
sıvısı içerisinde hayatını sürdürmeye devam edecektir. İşte sizde günümüzde görüyorsunuz
ya, insanoğlu yüzme havuzundaki suların belirli aralıklarla değiştirilmesi
gerektiğini daha yeni yeni keşfede dursun, oysaki bu ve buna benzer işlemler
ana rahmine düşen bir bebek için dokuz ay boyunca uygulanmaktadır. Böylece tam
da bu noktada “Temizlik imanın yarısıdır” hadis-i şerifin mana ve ruhu anne
karnında anlamca açıklık kazanmış olur da. Hem nasıl mana ve ruhu açıklığa
kavuşmasın ki, bikere iman başlı başına doğuştan gelen tevhid akidemizdir, dolayısıyla anne karnında amniyon sıvısı
içerisinde bizi yüzdüren Yüce Allah’ın tertemiz havuz içerisinde bizi dünyaya
adım attırıp konuk eylemesi son derece gayet tabii bir durumdur. Bu yüzden bir
anne dünyaya gelen bebeği sarıp sarmalayıp kollarına aldığında pırıl pırıl
tertemiz kokusuna doyamaz da. Sadece
anne mi, elbette ki bebeği kucağına sevgiyle alan herkeste buna dâhildir, gerçekten de sevgiyle kucağımıza aldığımız
tertemiz pırıl pırıl doğan her bebeğin kendine has kokusu miski amber olarak
üzerimize sirayet eder de.
Fizik derslerinden de öğrendiğimiz kadarıyla
sıcaklığın maddeler üzerinde genleşme etki yaptığını soğukluğun ise büzüşme yaptığı
hepimizin malumu. Bu demektir ki abdest alan bir insan bu fiziki kanunundan
istifade ederekten hemen her gün beş vakit zaman dilimleri içerisinde vücudu
dinçlik ve zindelik kazanmış olacaktır. Nasıl
mı? Hiç kuşkusuz bu durum sıcak suyun damarları genişletir etki yapmasıyla,
soğuk suyunsa daraltıcı etki yapmasıyladır elbet. İşte bu noktada genel
dolaşımımıza adeta jimnastik etki yapan abdestin hele bilhassa kalbimizden uzak
damarlarla ilintili organlara zindelik katması bir yana vücudumuzun statik
enerjisini aldığı da apayrı ilginç bir özellik yanıdır. İyi ki de statik enerjimiz
alınmakta. Zira statik enerji vücudumuzda ki kasları gerip zamanla aktivitesini
yitirmesine neden olduğu gibi derimizin zamanla kırışmasına da yol açmaktadır. Derken
bu gibi durumları kendine dert edinen pek çok insan akupunktur ya da fizik
tedavi gibi yöntemlerle vücut derisindeki kırışıklıkları gidermek için adeta birbirleriyle
yarış içerisine girip Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Merkezlerini kapı kapı
dolaşmaktalar. Oysaki bir insan akıl baliğ olduğu çağından itibaren namaza
başlayıp Allah’ın bahşettiği abdest nimetiyle müşerref olaraktan cami cami dolaşıp
her beş vakit diliminde vücuduna soğuk ve sıcak su etkileşimi yaptırmış olsaydı
hem istenmeyen kırışıklıkların önüne geçecekti hem de hem manevi yönden arınıp
nur yüzlü olacaktı. Madem öyle, geçte olsa zararın neresinden dönsek kâr misali
bir an evvel namaza başlayıp alacağımız abdest suyu ile derimize genleşme ve daralma
etkisi yaptıralım ki uyuşuk olan vücut iklimimizi uyandırmış olalım. Böylece
derimiz abdest suyu sayesinde gerçek anlamda hem rehabilite olmuş olur hem de bedavadan
fizik tedavi olmuş olur. Hani bir insan öfkeyle bir şeye sinirlendiğinde
bilhassa büyüklerimiz o insanı yatıştırmak için
“Bak Evlat! Abdest alda kendine gel” diyerekten o insanı
sakinleştirişlermişler ya, aynen öyle de
yılın her gününü usuletle suhuletle sakince geçirebilmek için her beş vakit
diliminde tenimizi mutlaka abdestle taçlandırmamız gerekir. Hakeza haftada bir
kez olsun boy abdesti almakla da vücudun tamamı madden ve manen arınmış bir
şekilde rehabilite olması an meselesidir diyebiliriz.
Belki dikkatinizi çekmiştir, kazaen maruz kaldığımız sıyrıklarda renksiz
sıvının çıktığını görürüz. Aslında o gördüğümüz renksiz sıvı lenf sıvısı olup
aynı zamanda mikroplara karşı savunma zırhımız bir sıvıdır da. Ancak bu savunma zırhımızı daha da diri
tutmak için abdest nimetinden istifade etmekte fayda vardır elbet. Malumunuz insan
üşütünce lenf damarlarımızda bundan payını alıp ister istemez büzüşebiliyor.
Dolayısıyla bu durumda büzüşen damarlar mikroplara karşı mücadele edecek
hücreleri gönderememe durumu söz konusu olabiliyor. İşte bu noktada abdestin
soğuk sıcak etkileşimi adeta Hızır gibi yetişip tenimizdeki ısı
farklılıklarıyla ortaya çıkan uyarıcılığı sayesinde, mikropların istilasını
önleyici etki yaptığını görürüz. Böylece abdestle mikropların hevesi bir
şekilde kursağında bırakılmış olunur. Hem kaldı ki abdestle hijyenik bir şekilde
temizlenmişte oluruz. O halde Allah’ın biz aciz kullarına lütfettiği temizliğe
vesile olacak nimetlerden kendimizi soyutlayıp mahrum etmeyelim.
Bakın şöyle etrafımıza, Yüce Allah (c.c) temizlik adına etrafımızda yaş, kuru ne varsa yarattığı
kullarının hem fiziken hem ruhen arınması için vesile kılmıştır. Nitekim Kur’an’da geçen bir ayette: “Ey
inananlar! Namazı kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar
ellerinizi yıkayın; başlarınızı
meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı da (yıkayın) Eğer cünüp oldunuz ise, boy
abdesti alın. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten
gelirse yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsi birleşme yapmışsanız)
ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere
kadar) ellerinizi onunla meşhedin. Allah size herhangi bir güçlük
çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği)
nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredesiniz” (Maide suresi ayet 6) diye
emir buyurmasıyla abdest gerçeğinin sadece namaz için ön hazırlığın yanı sıra
bedenimiz üzerinde yaptığı esneklik ve zindelik açısından yararı olduğunu
düşünmekte fayda vardır. Sadece abdest mi, şüphesiz ayetin mana ve ruhundan da
anlaşıldığı üzere teyemmümünde maddi ve manevi arınmanın yanı sıra hiç kuşkusuz
vücudumuzda biriken statik elektriği de alan faydası söz konusudur. Hiç kuşkusuz
abdestin daha nice faydaları vardır, ama şimdilik bu kadarı bile abdestin:
-Ne mühim temizleyici memba kaynak olduğu,
-Ne mühim mikroplara karşı savunma hattı
ve direnç mekanizması olduğu,
-Ne mühim vücuda zindelik katıp enerjik
kıldığı,
-Ne mühim vücudumuzu maddi ve manevi
kirlerden arındırıp nurlu hale bürünmemize vesile olan pirüpak amelin ta
kendisi bir mucizevi arınma ibadeti olduğuna dair birkaç kelam söz söylemek
ziyadesiyle kâfidir dersek yeridir.
Velhasıl-ı kelam şu bir gerçek, her
türlü estetik ve terapi için onca harcanan
masraflara gerek kalmaksızın pratik çözüm abdest sırrında gizlidir.
Vesselam.
https://www.enpolitik.com/yazar/selim-gurbuzer/abdest-deyip-gecmeyin-5701-kose-yazisi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder