KOP TİPİSİ IŞIĞI OSMAN
OKUTMUŞ
SELİM GÜRBÜZER
Her insan fani olmasına fani ama kimi unutulur
gider, kimi hafızalarda yer eder, kimi
de tarihin sayfalarında insanlıkla birlikte yaşar. Unutulanlarsa malum kimi
zulümleriyle, kimi yolsuzluklarıyla, kimi de iğrençlikleriyle lanetlenir hep. Hiç
kuşkusuz unutulmayanların unutulanlardan en belirgin farkı ilimleriyle,
eserleriyle, hizmetleriyle yâd ediliş olmalarıdır.
Öyle eminim
ki Osman Okutmuş’ta ahlakı, dürüstlüğü ve âlicenap karakteriyle unutulmayıp yâd
edilecek isimler arasında olacak hep. Hele onu yakından tanıyanlara öyle bir mesuliyet
düşüyor ki o da ‘Kop Tipisi’ başlığı altında yazdığı yazılarla bir memleket
sevdalısı nasıl olur bu özelliğini gelecek nesillere sürekli olarak tanıtmak
olmalıdır. Nasıl tanıtmayalım ki, Rusların sıcak denizlere inme hayalini, keza
Ermenilerinde Büyük Ermenistan hayaline set çekecek bu büyük direniş destanını
onun kaleminden öğrendik.
Her ne kadar
onun fani varlığı toprağın bağrındaysa da, ruhu ebedi âlemde. Madem öyle bize Kar
Beyaz Kop Tipisi Gönül Abidesinden geriye kalan o memleket aşkını yaşatıp kendimize
görev telakki etmek düşer.
Evet, O
unutulmaması gereken büyük şahsiyetlerdendir. Bilhassa tevekkülü, ağır
başlılığı, yozlaşmış şehir kültüründen uzak vakar duruşu Osman Okutmuş’ta ziyadesiyle
en belirginleşmiş bir karakter örneğidir. Nitekim O hiçbir zaman bir yerlere
şirin görünmek için çaba sarf etmediği gibi yozlaşmış şehir kültürünün her
türlü üçkâğıtçılık, alavere ve dalaveresine tevessül etmezdi. Dahası onda
tezahür eden dürüstlük, açık samimiyet, yüreklilik ve mütevazılık sıradan hasletler
değil bilakis üzerine sinmiş en tabii haleti ruhiye halidir. Zaten kendisinde açık
açık tezahür eden bu karakteristik mizacından dolayıdır ki karşılaştığı her kim
olursa ona güvenir ve bir babacan ağabey olarak hürmet gösterirdi. İcabında
iltifat ettiği kimseler de olurdu ama hiç kimse de kalkıp 'yağ çekiyor' diyemezdi.
Yediden yetmişe hemen herkese samimi davrandığı için muhatabını da kendisi gibi
görürdü. Hatta tenkit ettiği kimselerde olurdu ama ‘ya bu adam bana düşmanlık
ediyor’ diye aklının ucundan bile geçirmezdi. Dolayısıyla tenkit edişinde temel
amacının bağcıyı dövmek değil doğruyu bulmak olduğu her halinden besbelliydi. İşte
bu yüzden kim çıkar da 'Osman Okutmuş şu
makama veya mevkie gelmek için böyle davranıyor dese, buna kargalar bile güler asla
pirim vermezdi. Hani ‘ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ bir atasözümüz var
ya, nitekim kendisine 12 Eylül ihtilali müteakip Belediye Başkanlığı için ısrar
edildiğinde o adeta elinin tersiyle itip kalemiyle hizmet etmeyi tercih etmiş
nevi şahsına münhasır bir şahsiyettir. Her şeyden önce o gösterişi sevmezdi.
Hiç kimseye yaranma derdi olmadığı gibi iman gösterisi yapma ihtiyacı da duymazdı.
Hiç bir şeyin Allah’tan gizlenemeyeceğini bildiği içindir beşer planında riyakâr
davranmazdı.
Hele bilhassa
memleket sevdası hemşerilerimizin şunu iyi bilmesi gerekir ki yaşadığımız şu
çağda kendine dürüstlük, itidal, ağır başlılık, iyi niyetlilik noktasında örnek
model olabilecek bir şahsiyet arayacaksa pek uzaklara uzanmasına gerek yoktur, o
bizim zaten yanı başımızda o’na bakması kâfi. O halde bizim asıl derdimiz o’nun
kar beyaz karakteristik meziyetlerini örnek alıp yaşamak ve yaşatmak olmalıdır.
İşte bu noktada yeri gelmişken yetkililere şu çağrıyı yapmakta fayda var: Geliniz,
böylesi donanımlı abidevi şahsiyet için tez elden kolları sıvayıp adına yakışır
hem müze inşa edile hem de mezarı ziyaretgâh hale getirile. İnşa edilmeli ki gelecek
nesiller onun ‘Kar Beyaz Kop Tipisi’ ışığından istifade edebilsin.
Neden
böyle bir çağrıda bulunma ihtiyacı hissettiğimi hiç kuşkusuz gençlik çağında
bizatihi yakından tanımam hasebiyledir. Tâ lise çağlarında iken rahmetlinin matbaasında
‘Kop Tipisi’ yazılarını kurşun yapımı puntolarla Bayburt Postası Gazetesi
sütunlarına dizmiş bulunmam, o’nu yakından tanıma fırsatı bulmama neden olmuş,
böylece kendime bir Kar Beyaz Türk mizacı olarak örnek almam benim için büyük bir
şeref nişanı oldu diyebilirim. Ancak bu şerefin kendi iç dünyamda oluşturduğu sorumluluğu,
ona duyduğum engin hürmet ve hayranlığımı ömrüm boyunca ifade etsem kalemimin
bile gücü yetmeyeceği muhakkak. Şayet bu gün gelinen noktada her yıl
memleketimizde Dede Korkut şenlikleri düzenleniyorsa, yetmedi Bayburt Aşkale
arasında ki 6 bin 335 hektarlık alan ‘Kop dağı Müdafaası Tarihi ve Milli Parkı’
olarak ilan ediliyorsa bunu o’nun kırk yıllık gazetecilik hayatında şehitler
katında yazdığı Kop Tipisi başlığıyla kalemine döktüğü makalelerinin gücünden
biliyorum. Öyle ya, her yıl düzenlenen törenlerle Çanakkale ve Kut’ül Amare
şehitleri Türkiye çapında anılırda Mareşal Fevzi çakmak’ın ‘Bayburt savunması ikinci Plevne’dir’
dediği Kop şehitlerimiz niye garip kalsın ki. Allaha şükürler olsun ki Hacı Osman
Okutmuş’un yıllar öncesinde gösterdiği bu çaba ve gayretin bugün meyvelerini
toplamış durumdayız. Madem öyle gerek üniversite düzeyinde gerekse Bayburt’umuzun
tüm kamu kurum ve sivil kuruluşları el ele gönül gönüle verip adına layık
çalışmalar başlatmalı. Böylece hem Kar Beyaz Kop Tipisi abidevi şahsiyete karşı
görevimizi ifa etmiş oluruz hem de Marco Polo’nun ‘Bayburt dünyanın en uğrak yerlerinden biridir’ dediği Dede Korkut diyarını
gerçek manada uğrak mekân turizm cenneti haline getirmiş oluruz.
Şu da
var ki, böylesine sanatı, tefekkürü, mizacı, mücadelesi ve bütünüyle ilgi
çekici bu denli geniş çaplı, çok yönlü bir insanı kaleme almak hem zordur, hem
de ortaya yazı değil, eser koymak gerekir. Kaldı ki, onun hakkında yazılacak
her yazı, eksik ve sınırlı kalmaya mahkûm da. Bakınız, o sadece Bayburt’la
sınırlı kalmamış, NATO Genel Sekreterince Anadolu Gazetecilik ödülünü de almaya
layık görülmüş bir gazetecimizdir. İşte bu nedenledir ki ömrünün çoğunu
kalemine sarf etmiş böylesi bir şahsiyetin ancak yazı dizgilerinin puntosu
olabildiysek ne mutlu bize, bu bizim
için en büyük kazanç olur elbet. Doğrusu bu günkü gelişmiş matbaacılık
sektöründe klasik kalan kurşun dökümü puntolarla tekrardan yazılarını dizilemeyi
ne kadarda çok isterdim. Hiç olmazsa bu şekilde ruhaniyetinin canlı müzesi
olmuş olurdum. Elbette ki hükmü ilahi gereği
‘Bütün nefisler ölümü tadacaktır...’ Olsun ervahı yaşıyor ya. Saçtığı kar beyaz ışığın sönmeyeceğine
inancımız tam da.
Hâsıl-ı
kelam yüreğimiz dağlanıyor. Dün seviyesine ulaşmak imkânsızdı, bugün ise
hatıralarına ve o aklımızdan çıkmayan kar beyaz sohbetlerine ulaşmak imkânsız.
Bu yüzden şaşkınız, çaresiziz. Sanki dün bugünmüş gibi gözümüzde canlanıyor. Biliyoruz
ki ruhun bundan haberdar; şimdilik samimi gözyaşlarımız ve Allah’ın sonsuz
rahmet niyazlarımızdan başka sana bir şey sunamıyoruz. Oysa Hacı Osman Okutmuş
ağabeyimiz çok daha fazlasına layık bir gönül abidesidir.
Şimdilik
başka ne diyebilirim ki, o bize ehtiyar (ihtitiyar) derdi, bizde Hacım
derdik. Madem öyle, kar beyaz ruhun şad
ola.
Vesselam.
http://www.enpolitik.com/haber/198240/bayburt-tarihini-onurlandiran-bir-isim-osman-okutmus.htmlhttp://www.bayburtpostasi.com.tr/bir-gonul-abidesi-osman-okutmus-makale,65.html

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder