HUZURA
EDEPLE VAR Kİ LÜTUFLA DÖNE BİLESİN SELİM GÜRBÜZER
İlâhî huzura ancak kemâl-i edebe riayet
etmekle varılır, adapsız nasıl huzura varılır ki. Yediden yetmişe herkes iyi bilir
ki; ister dünyevi olsun ister manevi olsun her türlü makama destursuz girilmez.
Hele bu makam İlâhî huzur olunca kemâl-i edebin önemi bin kat daha artar
da. Bilhassa namaz adabının hakkını
yerine getirmeli ki, huzuru ilahiden lütufla dönüş vuku bulsun. Aksi takdirde hidayet
kapıları yüzümüze kapanabilir, hatta maazallah huzurdan kovulup bu yüce
makamlardan alaşağı edilmekte var. Peki, ne yapmalı derseniz, her şey gayet
açık, alaşağı ve tard edilmemenin
birinci adımı namazın adaplarına riayet etmekten geçer. Dolayısıyla Miraca yol
alırken adab zırhını giyinip öyle yol almalı. Belki denilebilir ki namazın
farzı, vacibi, sünneti dururken adaba ne ihtiyaç var ki. Hem de çok ihtiyaç
var. Sakın ola ki kendimizi namaz adabı veya tadil-i erkânın terkiyle namaz bozulmaz
düşüncesine kaptırmayalım, aksi takdirde namazda kalıcı huzur hali elde edemeyiz.
Kaldı ki namaz içinde farz, vacip ve sünnetlerin
hakkıyla yerine getirmek bile adaptan sayılır. Nitekim tadil-i erkân’a riayet
konusu İmam Yusuf’a göre farz, İmamı Azam ve İmam Muhammed’e göre vacip
hükmünde değerlendirilmiştir. O halde her halükarda tadil-i erkân üzere namaz
kılmak lazım gelir. Kelimenin tam anlamıyla namaz tadil-i erkânla mana kazanır.
Hatta aşağıda sıralayacağımız adaplardan
bir kısmına uymakla bile namazı huşu içinde kılmaya yeter artar bile. İşte
ehlisünnet âlimlerimizin bizlere bildirdiği ve üzerinde hassasiyetle durdukları
o usul ve adaplardan bir kaçı.
Namaz adabı:
—Her haliyle huzuru ilahide sükûnet
bulmak ve bütün rükünlerde mutmain bir ruh haline yönelik çaba sarf etmek
adaptandır.
—Gömleğin yakasını açık bulundurmayıp
iliklemek adaptandır. Nasıl ki bir idari
amirin kapısını çalıp makama çıktığımızda saygı gereği ceket düğmelerini
iliklemeyi ihmal etmiyorsak, aynen öyle de Miraç yolculuğunda da herhangi bir
kusura meydan vermeksizin Allah’a kul olma adabıyla huzura çıkmamız icap eder. Zira
namaz kulun miracıdır.
—Kıyamdayken secdeye bakmak
adaptandır. Şüphesiz secde Allah’ı hatırlatan en dikkat çeken mahaldir.
—Rükû halinde
ayak üzerine bakmak adaptandır.
—Secdede burnun iki yanına bakmak
adaptandır. Ki; namazda alnı secdeye koymakla Allah’a yakınlığımız artırır.
—Otururken
dizüstüne bakmak adaptandır.
—Selam verirken sağ ve sol omuzlara
bakmak adaptandır. Böylece bu adap sayesinde sağımız ve solumuzda bulunan her
kim varsa esenlik kaynağı oluruz.
—Namazda esneme hali geldiğinde ağzı
kapamak adaptandır. Şayet kapamakta zorluk yaşanırsa dişlerimizi sıkmak gerek,
bu da kâfi gelmiyorsa sol elinin arkasıyla kapamak adaptandır. Zira uyuklamak
hali rehavete sürükleyip her dem Allah’la huzurda olmayı berhava eden bir durum
oluşturur. Bazı âlimler; ayakta esneme
meydana gelmişse sağ elle, değilse sol elle kapamak gerektiğini söylemişlerdir.
Hatta esnemek namaz dışında da hoş karşılanmaz. Malum; esnemenin hoş görülmemesinin sebebi
şeytandan kaynaklanan bir hal olduğu içindir. Peki ya peygamberler, hiç
kuşkusuz onlar esnemekten mahfuzdurlar. Madem öyle esnemeyi def etmenin en kestirme
yöntemi, peygamberlerin hiç esnemediğini düşünmek ya da Allah Resulü esnemezdi
diye tefekkür etmek olacaktır.
—Öksürüğü
ve geğirmeyi mümkün olduğu kadar gidermek adaptandır. Zira özürsüz öksürmek
namazı bozar.
—Müezzin; ‘Hayya alel felah’(haydin felaha-kurtuluşa
geliniz) derken imam ve cemaatin ayağa kalkması adaptandır.
Velhasıl;
bütün adaplar saygı belirtisi olup dini kaynaklıdır. Tabiî ki adap sadece
namaza mahsus değil, Rasulüllah’ın yaşayışını ölçü edinmekte adaptandır. Şayet bir
kimse kıldığı namazlardan bir haz alamıyorsa,
öncelikle namaz adaplarına riayet edip etmemesine bakmasında fayda var. Muhakkak
ki, o yüce makamlar ancak adap halini yakalayanlara açılmakta.
Vesselam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder