VACİPSİZ NAMAZ TAM OLMAZ Kİ
SELİM GÜRBÜZER
Mecburiyetine binaen veya
yerine getirilmesi gereken bir dini vecibe denildiğinde ister istemez aklımıza
vacib gelir. Dolayısıyla vacip eda edilmediği takdirde hem emr-i ilahiye
muhalefet hem de büyük günah işlenmiş sayılır. Zaten fıkıh kitaplarında vacip
şöyle tarif edilir; sübut yönünden kesin, fakat delalet bakımdan zannî olan delile
dayanan (pek kuvvetli bir delil ile sabit)
emirlerin terki caiz olmayan yükümlülüktür. İşte bu noktada vitir ve bayram namazları
yükümlülüğün en tipik misalini teşkil ederler. Ve mezhep imamız İmamı Azam
vitir namazının vacip olduğunu beyan buyurmuşta.
Malum;
namazın vaciplerini yerine getirmekle eda edilmiş farzların noksanlıkları
giderilip tamamlanmış olur da. Şu da bir
gerçek; namaz içinde vacibin terkiyle namaz bozulmaz, yine de sehiv secdesi gerekir.
Şayet vacip bir namaz kasten terk edilirse yeniden kılınması şarttır. Kaldı ki
farzın kazası farz, vacibin kazası vacib, sünnetin kazası sünnettir. Ancak
burada vacip olmayan namazlara mecazî anlamda kaza denmektedir. Zaten nafileye hakiki eda denilmesi bu yüzdendir.
Nasıl ki öğlenin ilk sünnetini kılana sünneti eda etti deniliyorsa, bundan hareketle öğlenin ilk sünneti farzdan
sonra kılındığında kaza edilmiş sayılır. Çünkü sırasında kılınmış değildir,
velevki vakit çıkmamış olsun.
Namazın
vacipleri:
—Namazın farzlarını
sırasıyla eda etmek veya tertibe uymak vaciptir. Bir başka ifadeyle rükûnlarda;
yani tekbir, kıyam, kıraat, rükû, sücud ve kade-i ahir sıralamasını tertip
üzere yerine getirmek vaciptir. Elbette ki tertip sadece rükünlerde değil,
kıraat içinde geçerlidir. Nitekim Kur’an surelerini tertip üzere okumakla
kıraatin (tilavetin) vacibi yerine
getirilmiş olur. Bu hükme rağmen bir kimse tertip dışı kıraat okursa sehiv
secdesi gerekmez. Ancak şu var ki, namazın ilk iki rekâtında mutlaka farz
kıraatin yerine getirilmesi vaciptir. Aksi takdirde namazın iadesi (yeniden
kılınması) lazım gelir. Tabii bu
hükmünde istisnası var. Şöyle ki daha henüz Fatiha’yı öğrenmemiş durumda olan bir
kimse için namazı iade etmesi gerekmez. Ama denilebilir ki, bu konuda Rasulullah
(s.a.v)’in ‘Fatiha’yı okumadan namaz kılmak geçerli değildir’ beyanı var, buna ne demeli. Doğrudur böyle bir
hadis var, ama Hanefiler bu hadis-i şerifin ‘Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun’
ayetini nesh edecek güçte bir hadis olmadığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla bu ayetin
hükmü ile amel etmek lazım gelir.
Bu arada belirtmekte fayda var, gerek namaz
içinde olsun, gerekse namaz dışında olsun fark etmez, her halükarda Kur’an’ı
dinlemek vaciptir. Ancak Kur’an’ın pazar ve işyerlerinde okunması uygun
değildir. Zira bir kısım ulema, şayet bu tip yerlerde okunursa; okuyan kişi hürmetini
yitirir demişlerdir. Keza hutbe esnasında cemaatten birine cevap vermekte
öyledir. Her iki durumda, yani hem soran, hem de cevap veren cumaya olan
hürmetini yitirmiş olur. Zira hutbeyi konuşmaksızın pür dikkat dinlenilmesi
vaciptir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v); “İmam hutbe okurken arkadaşına sus
dersen batıl konuşmuş olursun” buyurmuşlardır.
—Üzerinde
suret (resim) bulunan elbiseyle namaz
kılınmaz. Niye derseniz, gayet açık, bir kere o kimse üzerinde put bulundurmuş sayılır.
Şayet o kıyafetle kılınmışsa o namazın iade etmek vaciptir, yani tekrarı
gerekir.
—Namaza başlarken ‘Allahü Ekber’
demek vaciptir.
—
Fatiha suresinin çoğunu terk etmekle sehiv secdesi gerektirir. Buradan şu anlam
çıkar; Fatiha’nın hepsi değil, çoğunu okumak vaciptir.
Malumunuz
farz namazların ilk iki rekâtında fatiha okumak vaciptir, son iki rekâtında Fatiha
okumak ise sünnettir. Dolayısıyla bir kimse Fatiha’dan önce zammı sure okursa
sehiv secde lazım gelir. Keza Fatiha’yı okuyup akabinde başka sure okumadan
ikinci kez Fatiha okumakta öyledir. Ancak Fatiha’yı bir kez zammı sûreden önce,
bir kez de zammı sûreden sonra okunduğunda sehiv secde gerekmez. Ancak esas geçerli hüküm Fatiha’yı zammı sureden
önce okumaktır.
—Farz
namazların ilk iki rekâtında zammı sure okumak vacip olup son iki rekâtında okunduğunda
tenzihen mekruh olur. Ancak vitir ve nafile namazların her rekâtında okumak
vaciptir. Meşhur olan kavle göre kıraatın (farz
olanın) ilk iki rekâta bağlı kılınması esastır.
—Nasıl ki gece namazlarını cehri, yani sesli (tek başına kıldığında dilerse sessiz)
okumak vacipse, gündüz namazlarını da hafi,
yani sessiz okumak vaciptir.
Gece
namazları üç sacayağı üzerine bina edilmiş olup bunlar “sabah-akşam-yatsı” vakitleri olarak bilinir. Malum, bu vakitlerde tek başına kılındığında ister
sesli olsun, ister sessiz olsun fark etmez her iki halde kılınmasında bir beis
yoktur. Fakat gündüz kılınacak öğle ve ikindi namazları bundan istisnadır, yani
sessiz okunması vaciptir. Şayet sabah, akşam ve yatsı cemaatle kılınıyorsa
imamın ilk iki rekâtlarında cehri okuması vaciptir. Hakeza cuma, bayram,
teravih namazının tüm rekâtlarında aşikâr okunması da vaciptir.
—Cemaat olunduğunda Fatiha ve zammı sureyi
dudak kıpırdatmamak, ya da içinden de olsa okumamak vaciptir, yani imamın
okuyuşuna tabii olmak vaciptir. Nitekim
imamın kıraati cemaatin kıraati demektir.
—Vitir
namazında kunut tekbiri alıp kunut duası okumak vaciptir. Zaten kunuttan maksat
duadır. Dolayısıyla ihtiyaten vitrin her rekâtında zammı sure okumak vacip olur.
—Secde yaparken alnı ve burnu yere koymak
vaciptir. Tabii burada alnı ve burnu yere koymaktan maksat alnın ekserisini
koymaktır. Hakeza iki secdeyi ardı sıra
eda etmekte vaciptir.
— Nasıl ki teşehhüt
hali oturmayı gerektirdiğinden vacipse, ilk oturuşta ki tahiyyat sonrası kıyam
hali de ayağa kalkmayı gerektirdiğinden bu da vaciptir. Madem üç ve dört
rekâtlı namazlarda birinci oturuş vacip, o halde son oturuşta sehven (yanılarak) ayağa kalkıldığında sehiv secde
yapılması lazım gelir.
—Namazların
her oturuşunda tahiyyat okumak vacip olmakla beraber ‘...eşhedu
en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammmeden âbduhü ve resuluhu’ya kadar
oturmanın farz olduğu malum.
— Esselam demek vacip olup, ekseri fıkıh imamlara
göre namazdan tek çıkışlı selam da kâfidir denilmektedir.
—Tadil-i Erkan’a riayet konusu İmam
Yusufa göre farz, İmamı Azam ve İmam Muhammed’e göre vaciptir. Yine de bizler ihtilaftan kurtulmak adına
namazı yeniden kılmakta yarar var.
—Namaz içerisinde okunan secde ayetinden
dolayı tilavet secdesinde bulunmak vaciptir.
—Vaciplerin her birini yerinde eda etmek vaciptir,
hakeza sonraya bırakmamakta öyledir. İşte
bu hükümden hareketle, namazın vaciplerini kasten terketmekle o namazı
tekrarlamak icap eder.
Velhasıl, Risale-i Nur hakikatlerinde
dile getirilen; imkân vacipsiz, kesret
vahdetsiz, infial de failsiz olmaz ya, aynen öyle de, vacipsiz de namaz tam
olmaz ki.
Vesselam.
Faydalınılan kaynaklar: İbn-i
Abidin, İslam Fıkhı ansiklobedisi (Prof.Dr.
Vehbe Zuheyli), İslam İlmihali (Ömer Nasuh’u Bilmen)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder